Hiç Bir Mektup Yazıp Da Karşılık Alamadığınız Oldu Mu?

  • Ana Sayfa
  • Hiç Bir Mektup Yazıp Da Karşılık Alamadığınız Oldu Mu?
Hiç Bir Mektup Yazıp Da Karşılık Alamadığınız Oldu Mu?

Hiç Bir Mektup Yazıp Da Karşılık Alamadığınız Oldu Mu?

Geri Gelen Mektup Şiiri Hikayesi – Hüseyin Nihal Atsız

O, bir fikir ve dava adamı… Davasına o kadar düşkündü ki hiçbir kadın ile arasında duygusal bağ kuramadı. Çünkü; zaman ayıramadı. Öğretmen olarak sürdürdüğü yaşamında bir gün, bir meslektaşı ilgisini çekti. O güne kadar aşkın eksikliğini hiç hissetmemişti Hüseyin Atsız. Aşkın bütün vücudunu sarmaya başladığını anladığında aşk, çoktan yakıp kavurmaya başlamıştı onu. Aşkı günden güne büyüyen Atsız, meslektaşına açılmaya karar verir ve bir şiir kaleme alır. Yazdığı şiiri yeşil gözlü, ahu bakışlı o kadının dolabına koyar. Kadın, mektubu bulduğunda kimden geldiğini anlar ve zarfı açmaya bile gerek görmez. Zarfı Atsız’a iade eder. Atsız, daha çıkardığı şiir kitabında bahsi geçen şiire “Geri Gelen Mektup” ismini verir. İşte o şiir:

Geri Gelen Mektup Şiiri

“Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse…

Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!

Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden…
Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
Vaslınla da dinmez yine bağrıdaki ağrı.
Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!
Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.

Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
Tek bendeki volkanları söndürse denizler!
Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma ‘Kaabil’
İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil
Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

Mehtaplı yüzün Tanrı’yı kıskandırıyordur.
En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik…”

Bu Bir Buruk Aşk Hikayesidir

Türk edebiyatının en ünlü şairlerinden olan Hüseyin Atsız’ın kalbinden süzülen bu şiir, bize aşkının büyüklüğünü en iyi şekilde yansıtıyor. Aşkına karşılık bulamayan Atsız, iki adet evlilik yapmıştır. İlk eşi olan Mehpare Hanım’dan 1935 yılında ayrılan Atsız, takvimler 1936’yı gösterdiğinde ikinci evliliğini yapmıştır. İkinci evliliğinden 2 adet çocuğu olan yazar, bu eşinden de 1975 yılında ayrılmıştır. Kim bilir, belki de gerçek aşkını unutamadığı için mutluluğu bir türlü bulamamıştır. Aynı yıl hasta olduğundan şüphelenen Atsız, hastane tetkiklerinden sonra bir hastalığı olmadığını öğrense de aynı yıl kalp krizi geçirmiştir. Yazar için gelen doktor, onun enfarktüs olduğunu anlamamıştır. Ertesi gün tekrar kriz geçiren Hüseyin Atsız, 11 Aralık 1975 Perşembe günü hayata gözlerini yummuştur.

Hüseyin Atsız Hakkında Daha Fazla Bilgi İsteyenlere

Yolların Sonu adında bir şiir kitabı bulunan Atsız, aynı zamanda yazardır. Vefatına kadar Dalkavuklar Gecesi, Bozkurtların Ölümü, Bozkurtlar Diriliyor, Deli Kurt, Z Vitamini ve Ruh Adam adlı kitaplara imzasını atmıştır. İnceleme konusunda da önemli eserler veren Atsız; Türk Tarihi Üzerine Toplamalar, Türkler ve Osmanlı Sultanları Tarihi, Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Ülküsü, Osmanlı Tarihine Ait Takvimler ve Türk Tarihinde Meseleler adındaki eserlere hayat vermiştir.

Paylaş:

Yorum yap

E mail adresiniz yayınlanmayacaktır. *

İlginizi Çekebilir...
Zülfü Livaneli - Serenad Kitabı Özeti 2011 yılında Doğan Kitap…
loader