Duygusal Derinlikte Bir Yolculuk: Etkileyici Şiirlerin Büyüsü

  • Ana Sayfa
  • Duygusal Derinlikte Bir Yolculuk: Etkileyici Şiirlerin Büyüsü
Duygusal Derinlikte Bir Yolculuk: Etkileyici Şiirlerin Büyüsü

Duygusal Derinlikte Bir Yolculuk: Etkileyici Şiirlerin Büyüsü

Etkileyici Şiirlerin Önemi

Etkileyici şiirler, duygu ve düşünceleri en derin noktalardan dokunaklı bir şekilde yansıtan, insanın iç dünyasına hitap eden özel eserlerdir. Bu tür şiirler, dilin gücünü kullanarak okuyucuyu duygusal bir yolculuğa çıkarır, hayal gücünü kuvvetlendirir ve zihinsel derinlikleri keşfetmeye teşvik eder. Şairin içsel duygu dünyasını ifade etme yeteneği, etkileyici şiirleri diğer metinlerden ayıran önemli bir özelliktir.

Etkileyici şiirler, genellikle yaşamın zorluklarına, aşkın karmaşıklığına, doğanın güzelliklerine ve insanın evrensel deneyimlerine odaklanarak evrensel bir bağ kurar. Şair, kelimeleri ustalıkla seçerek soyut kavramları somut bir şekilde ifade eder ve bu da okuyucuda derin düşünsel izler bırakır.

Bu şiirlerin gücü, sadece estetik bir zevk sunmakla kalmaz, aynı zamanda insanın duygu dünyasına dokunarak onu içsel bir keşfe davet eder. Etkileyici şiirler, zaman içindeki değişimleri, insan ilişkilerini ve yaşamın kaotik güzelliklerini keşfetme arzusunu besleyerek, okuyucuya kendini anlama ve dünyayı daha derinlemesine kavrama fırsatı tanır. Bu nedenle, etkileyici şiirler sadece dilin büyüsünü değil, aynı zamanda insanın ruhsal derinliklerine ulaşma potansiyelini gösteren özel sanat eserleridir.

Türk Edebiyat’ına Damga Vurmuş En Etkileyeci 10 Farklı Şiir

Ben Senden Önce Ölmek İsterim, Nazım Hikmet Ran
Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin…
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar…
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.
18 Şubat 1945
Piraye Nâzım Hikmet

***

Ben Değildim, Özdemir ASAF
Bir akşamüstü pencerenden bakıyordun
Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya…
O geçen ben değildim.
Bir gece, yatağında uyuyordun..
Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.
Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
Ve karanlıklar içindeydi odan…
Seni gören ben değildim.
Ben çok uzaktaydım o zaman,
Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya.
Artık beni düşünmeye başladığından
Bıraktın kendini aşk içinde yaşamaya…
Bunu bilen ben değildim.
Bir kitap okuyordun dalgın…
İçinde insanlar seviyor ya da ölüyorlardı.
Genç bir adamı öldürdüler romanda.
Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın…
O ölen ben değildim…

***

Anlatamıyorum, Orhan Veli KANIK
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Göz yaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.

***

Sevgilim Ben Şimdi, Cemal Süreya
Sevgilim, ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim.
Elimde uçuk mavi bir kalem, cebimde iki paket sigara.
Hayatımız geçiyor, gözlerimin önünden.
Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz.
Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz.
Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere,
O gülün yüzü gülmüyor sensiz.
O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı,
Hepten hüzünlü bu günlerde…

***

Ayrılık Sevdaya Dahil, Atilla İlhan
AçıImış sarmaşık güIIeri kokuIarıyIa baygın
En görkemIi saatinde yıIdız aIacasının
GizIi bir yıIan gibi yuvarIanmış içimde kader
Uzak bir teIefonda ağIayan yağmurIu genç kadın
Rüzgar uzak karanIıkIara sürmüş yıIdızIarı
Mor kıvıIcımIar geçiyor dağınık yaInızIığımdan
Onu çok arıyorum onu çok arıyorum
Heryerimde vücudumun ağır yanık sızıIarı
Bir yerIere yıIdırım düşüyorum
AyrıIığımızı hisettiğim an demirIer eriyor hırsımdan
Ay ışığına batmış karabiber ağaçIarı gümüş tozu
Gecenin ırmağında yüzüyor zambakIar yaseminIer unutuImuş
Tedirgin güIümser
Çünkü ayrıIık da sevdaya dahiI çünkü ayrıIanIar haIa sevgiIi
Hiç bir anı tek başına yaşayamazIar
Her an ötekisiyIe birIikte herşey onunIa iIgiIi
TeIaşIı karanIıkta yumuşak yarasaIar
Gittikçe genişIiyen yakıImış ot kokusu
YıIdızIar inanıImıyacak bir iriIikte
YansımaIar tutmuş bütün sahiIi
Çünkü ayrıImanın da vahşi bir tadı var
ÖyIe vahşi bir tad ki dayanıIır gibi değiI Çünkü ayrıIıkIar da sevdaya dahiI
Çünkü ayrıIanIar haIa sevgiIi
YanIızIık hızIa aIçaIan buIutIar karanIık bir ağırIık
Hava ağır toprak ağır yaprak ağır
Su tozIarı yağıyor üstümüze
ÖzgürIüğümüz yoksa yaInızIığımız mıdır
EfIatuna çaIar pusIu Iacivert bir sis kuşattı ormanı
KaranIık çöktü denize
YanIızIık çakmak taşı gibi sert eImas gibi keskin
Ne yanına dönsen bir yerin kesiIir fena kan kaybedersin
Kapını bir çaIan oImadı mı heIe eIini bir tutan
BiIekIeri bembeyaz kuğu boynu parmakIarı uzun ve ince
Sımsıcak bakışIarı suç ortağı kaçamak güIüşIeri gizIice
YaInızIarın en büyük sorunu tek başına özgürIük ne işe yarayacak
Bir türIü çözemedikIeri bu öIü bir gezegenin soğuk tenhaIığına
Benzemesin diye özgürIük mutIaka payIaşıIacak suç ortağı bir sevgiIiyIe
Sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız
İkimiz sanmıştık ki tek kişiIik bir yaInızIığa biIe rahatça sığarız
Hiç yanıImamışız her an düşüp düşüp kristaI bir bardak gibi
Tuz parça kırıIsak da haIa içimizde o yanardağ ağzı
HaIa kıpkızıI güIümseyen sanki ateşten bir tebessüm zehir zemberek AŞKIMIZ

***

Şimdi Gelsem ki, Turgut UYAR
şimdi gelsem ki sen, yıkanmışsın
saçlarını taramışsın.
alnında mini mini damlalar,
bir hafiflik, bir incelik yüzünde.
buğu ardından yıldızlar gibi
parmak uçların pembeleşmiş,
sere serpe yatağa uzanmışsın…
bunu sevda türküsü olsun diye yazdım, gelinim
şimdi yağmur yağıyor yollara, yapraklara.
gelsem ki sen evdesin,
cümle sıcaklıklarla berabersin.
göğsün kapalı,
dudakların aralık.
ellerimi hohlayıp hohlayıp ısıtsan.

halbuki şimdi sen nerelerdesin…

***

Bağlanmayacaksın, Can YÜCEL
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…

***

Aşk İki Kişiliktir, Ataol BEHRAMOĞLU
Değişir yönü rüzgarın
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk, iki kişiliktir.
Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden
Binlerce yıl uzaktadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına.
Aşk, iki kişiliktir
Avutmaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına.
Aşk, iki kişiliktir.
Yitik bir ezgisin sadece
Tüketilmiş ve düşmüş gözden;
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşamaz sevdasını,
Severken hiç bir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk, iki kişiliktir.

***

Acılara Tutunmak, Hasan Hüseyin KORKMAZGİL
Acı çekmek özgürlükse
Özgürdük ikimiz de
O, yuvasız çalı kuşu
Bense kafeste kanarya
O, dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizelere
Kavuşmak özgürlükse
özgürdük ikimiz de
elleri çığlık çığlık
yanyana iki dünya
ikimiz iki dağdan
iki hırçın su gibi
akıp gelmiştik
buluşmuştuk bir kavşakta
unutmuştuk ayrılığı
yok saymıştık özlemeyi
şarkımıza dalmıştık
mutluluk mavi çocuk
oynardı bahçemizde
aramakmış oysa sevmek
özlemekmiş oysa sevmek
bulup bulup yitirmekmiş
düşsel bir oyuncağı
yalanmış hepsi yalan
sevmek diye bir şey vardı
sevmek diye bir şey yokmuş
Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacık konutlukta
Deprem kargaşasında
Yaşadım bir kaç bin yıl
Acılara tutunarak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde
acılardan artakalan
işte o bakışlarmış
kuğu diye gözlerimde
gün batımı bulutlarmış
yalanmış hepsi yalan
savrulup gitmek varmış
ayrı yörüngelerde…

***

Yerçekimli Karanfil, Edip CANSEVER
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.

Paylaş:

Yorum yap

E mail adresiniz yayınlanmayacaktır. *

İlginizi Çekebilir...
Sabahattin Ali'nin Unutulmaz Eseri "Kürk Mantolu Madonna” Kitabı Sabahattin Ali'nin…
loader